Rekabet Analizi

Rekabet analizi ile blog konusu arasındaki ilişki

Rekabet analizi kısaca, rakiplerimizin kimler olduğu ve rakiplerimizin gücü hakkında bilgi veren bir analiz çeşididir. Hiç kuşkusuz bu haliyle, bir yatırım kararı esnasında dikkate alınması gereken en önemli araştırmalardan bir tanesidir.

Ne Biliyorum:

Konunun detayına girersek, rekabet analizi sayesinde rakiplerimizin:

  1. Kimler olduğunu,
  2. Hangi konularda güçlü, hangi konularda zayıf olduklarını,
  3. İzledikleri stratejileri,
  4. Hatta rekabet güçleri hakkında değerli bilgiler ediniriz.

Rekabet analizi yatırım kararı için tek kıstas olmamakla beraber, bizim için çok önemli bilgiler barındırır. Söz gelimi, sektörde yüksek kar marjı olması, yatırımcının en az rakipleri kadar sermaye ayırabilmesi gibi bazı istisnai durumları düşünmezsek, hiç bir girişimci çok güçlü rakiplerle mücadele etmek istemez.

Ne öğrendim:

Blog konusu seçerken de tıpkı fiziki bir yatırım kararı gibi doğru kararı vermemize yardımcı olan ikinci analiz, aslında yukarıda kısaca değindiğimiz rekabet analizinden başka bir şey değil. Zira talep ne kadar fazla olursa olsun, güçlü rakiplerin olduğu geniş konulardan kaçınmak, bizim boşu boşuna yel değirmenleriyle savaşmamızı engeller.

Peki çok kuvvetli rakiplerin bulunduğu geniş bir alanda  mücadele etmeye karar verirsek, başarı şansımız “0″ mı olur? Pek değil ama… Eğer günde 10-15 saatinizi bu işe ayırabileceksiniz, hatırı sayılır bir reklam bütçesi ile yola çıkacaksınız, sık sık başvurabileceğiniz profesyonel bir kadronuz var ise, neden olmasın?

rekabet analizi
Ne yapmalıyım:

Gelelim internet ortamında basit bir rekabet analizini nasıl gerçekleştirebileceğinize. Hatırlayacağınız üzere talep oranı hakkında bilgi edinmek için Google AdWords™ anahtar kelime aracından faydalanmıştık. Rekabet düzeyi hakkında fikir edinmek için de faydalancağımız kaynak Google™ arama motorundan başka bir adres değil.

Arzu ederseniz konunun daha net anlaşılması için bir önceki yazımızda verdiğimiz örneklerden devam edelim. Mesela Google™ arama motorununa tırnak içerisinde “akvaryum” yazarak arama yaptırdığınızda, sağ üst köşede “akvaryum” için yaklaşık 1.640.000 sonuç çıktığını görürsünüz. Bu sonuç yaklaşık 1,5 milyon sayfa içerisinde akvaryum kelimesinin geçtiği anlamına gelir. Yani en kısa haliyle bizi yüzlerce ciddi rakibip bekliyor demektir.

Bu sefer arama kutucuğuna tırnak içerisinde “akvaryum balıkları” yazarak devam edelim. Sonuç 91.500. Bir önceki yazımızdan hatırlayacağınız üzere, bu anahtar kelime ile ilgili aranma hacmi 27.100 idi.

Bu durumda “akvaryum balıkları”, talep görecek, yani hit alacak kadar geniş, ancak konusundaki devlerin rekabet sahasına girmeyecek kadar dar bir blog konusu görünüyor. Sıkı bir çalışma ile, en azından bu blogda sizlerle paylaşacağım yöntemleri uygulayarak, kendimize trafik alan etkin bir blog dizayn etme şansımız olabilir.

Dilerseniz önceki yazımızda yer alan diğer örnekleri de arz, talep ve rekabet seviyesi açısından inceleyelim. Google™ arama motoru kutucuğuna “müzik” yazdığımızda 55.600.000 sayfada bu kelimenin geçtiğini görüyoruz. Buna mukabil “gitar” kelimesi için çıkan sonuç 9.700.000, “gitar dersleri” içinse 71.400. Aylık aranma hacminin 9.900 olduğu göz önüne alınırsa, “gitar dersleri” uygun olabilecek bir blog konusu olarak karşımıza çıkıyor.

Ve yahut “virüs programı” terimi bizlere, 27.000 civarındaki talep hacmi ve 181.000 adetlik arz oranı ile dikkat çeken bir alternatif sunuyor. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Ancak tüm bunların yanında doğru blog konusu seçebilmek için, rekabet analizi dahilinde aşağıda sıralayacağım bazı noktalara daha dikkat etmemiz gerekiyor.

1)    Anlam bütünlüğünü yakalamak için blog konumuzdan farklı alanlara kaymamamız lazım (örneğin blog konusu futbol ise müzik hakkında yazılar yazmak gibi). Dolayısıyla seçtiğimiz anahtar kelimenin bize yeteri kadar aranma hacmi olan kelime sunması gerekiyor. (örneğin bebek-368.000, bebek isimleri-90.500, bebek odaları-22.200 vb.)
2)    Niceliğin yani arama motorunda seçtiğimiz kelime ile ilgili çıkan sonuçların yanı sıra rakiplerin niteliği de çok önemlidir. İlk sayfalarda dev rakiplerin olduğu konulardan kaçınmak yine faydamıza olacaktır. Örneğin finans sektörü ile ilgili talep ve rekabet açısından uygun bir konu bulunsa bile o kelimeyi arama motoru kutucuklarına yazdığınızda çıkan ilk sonuçlar bankalar, aracı kurumlar gibi finansal kurumlar ise yel değirmeni örneğimizi hatırlayın.
3)    İlk sayfalarda çıkan rakiplerimizin optimizasyon kurallarına uyup uymadıkları, aldıkları link sayıları, domain yaşı, sitelerinde yer verdikleri anahtar kelimeler, kullandıkları içeriklerin kalitesi yine konu seçme aşamasında dikkate alınması gereken kriterlerdir (Bu noktada sizlere iyi bir haberim var, Türkçe sitelerin %95’i dünyada kabul görmüş kuralların yanından bile geçmiyor!)
4)    Tüm bunlar içerisinde belkide en önemlisi, blog konusu seçmek için malesef sihirli bir formül bulunmuyor. Rakamlar bize fikir vermekle beraber, son karar yine biz blogculara ait. Yani karar aşamasında kesinlikle rakamlardan faydalanmamız gerekiyor ama rakamların yanında konuya ilgimiz, azmimiz gibi bazı sübjektif kriterleri de değerlendirmek gerekiyor. Ayrıca şu an için talep hacmi dar olup, ileride çok talep göreceğine inandığınız bir konuyu, ya da yapısı itibariyle size çok para kazandrabilecek niş ve özel bir konuyu seçmek kesinlikle yanlış bir karar olmayacaktır.

Sonuç olarak talep ve rekabet analizi, doğru blog konusu seçmek için oldukça önem arzediyor. Doğru blog konusu seçmekte, optimizasyon açısında hayati önem taşıyor. Sırada ne var? Yazılarımızı oluşturmadan önce blog yapısı hakkında bazı kavramsal kurallar…

Rekabet analizi sayfasından ana sayfaya dön

Anahtar Kelime:
 

Blog Konusu Seçmek

Bu yazımda blog konusu seçmek hakkında bazı teknik bilgilere gireceğim. Ancak bu son aşamaya geçmeden önce bir kaç kavrama daha değinmekte fayda görüyorum. Sizin hiç dikkatinizi çektimi bilmiyorum ama bazı sitelerin yakaladıkları başarı benim oldukça ilgimi çekiyor. BMW, Coca Cola, Ikea gibi dev markaları bir kenara bıraktığımızda, bazı sıradan içerik sağlayıcıların yakaladıkları dünya çapındaki başarı bizi o sitelerin kuruldukları andan itibaren dünya devi olduklarını düşündürür. Halbuki ilk zamanlarında bir kaç girişimci tarafından kurulan sıradan sitelerdir bir çoğu.

Doğru blog konusu seçmekMesela Google™, mesela eBay™. Hiç düşündünüz mü neden onların bu denli başarılı olduklarını? Kullanılan görseller? Hizmet kalitesi? Anlatımın akıcılığı?

Bunların hepsi önemli ama işin özünde bu içerik sağlayıcıların alanlarında bu kadar dominant olmalarını sağlayan tek bir şey var: Bir ihtiyaca cevap vermeleri! Yani doğru zamanda, doğru yerde, talep edilen bir konu hakkında hizmet vermeleri. Dolayısıyla Google™, eBay™, Sahibinden  gibi siteler, işlerini iyi yapmalarının yanı sıra başarıyı bir ihtiyacı tespit ederek ve bu ihtiyacı en iyi biçimde karşılayarak yakalamışlardır. Tabiki örnekleri çoğaltmak mümkün. Ancak bu örneklerden bize çok önemli bir ders çıkıyor.

Ne biliyorum?

Artık seçeceğim blog konusunun bir ihtiyaca cevap vermesi gerektiğini biliyorum. İster mizah, ister müzik, ister spor, her ne konuda olursa olsun, bir ihtiyaca cevap vermediğim sürece trafik alamayacağımı biliyorum.

Aynı zamanda seçtiğim blog konusu ile bazı temel kurallara uymam gerektiğini de biliyorum. Yani talep görecek, hit alacak kadar geniş, ancak devlerin rekabet sahasına girmeyecek kadar dar.

Ne öğrendim?

Tüm bunların yanında, sayılarla ölçülemeyecek, sübjektif bir hususta daha mutabık kalmamız gerekiyor. Seçtiğimiz konuya sıkı sıkıya yapışacağımız ve sayfalarca yazacağımızı düşünürsek, blog konusu her ne olursa  olsun bildiğimiz, sevdiğimiz veya ilgi duyduğumuz bir alan ile alakalı olmalı.

Bu akvaryum gibi bir hobimiz olabilir, spor-müzik-dans gibi ilgi duyduğumuz bir aktivite olabilir, mesleğimiz-okulda öğrendiklerimiz gibi bilgi sahibi olduğumuz bir konu olabilir, ya da çok ilgi duyduğumuz herhangi farklı bir şey olabilir. Ancak mutlaka ve mutlaka yazmaktan keyif alacağımız, bizi heyecanlandıran bir blog konusu seçmeliyiz!

Bu kriteri yerine getirdiğimizi ve bizim için uygun seçenekleri kafamızda belirlediğimizi varsayarak gelelim bu alternatiflerden hangisinin teknik olarak bizim için doğru seçim olduğuna. Eğer trafik alan etkin bir blog kurmak istiyorsam doğru konuyu nasıl seçebilirim?

İşte tam bu noktada imdadımıza Google™ yetişiyor. Nasıl mı? Hemen anlatalım. Google™ markasının, ücretsiz olarak yararlanabileceğimiz AdWords™ Anahtar Kelime Aracı olarak adlandırılan bir hizmeti var. Ancak bu programdan nasıl faydalanacağımıza geçmeden önce çok önemli bir kavrama daha değinmemiz gerekiyor: Anahtar kelime.

Anahtar kelime, arama motorlarında araştırma yapanların, küçük kutucuklara yazdıkları hedef kelime ve terimlerdir. Yani Google™ arama motoru kutucuğuna yazdığınız her kelime aslında anahtar kelimedir. Daha net bir örnek verelim.

Mesela tarih konusunda bir blog yazdığınızı varsayalım. Niçin yazıyorsunuz? İnsanların erişmesi için. Peki insanlar sizin yazılarınızı nasıl bulacak? İnternette arama motorları vesilesiyle arama yaptıklarında.

Dolayısıyla insanlar arama motoru kutucuklarına konu ile ilgili terimler yazdıklarında, bu terimler sizin blogunuzda geçiyorsa, arama motorları sizin yazılarınızı listeleyecek, böylece insanlar da ilgili anahtar kelimeler sayesinde sizin yazılarınıza ulaşabilecek.

İşte AdWords™ Anahtar Kelime Aracı da bizlere, yukarıda bahsettiğimiz anahtar kelimelerin, Google™ arama motorundaki aylık aranma hacimlerini rakamsal olarak veren bir yazılımdır.

Peki bu programdan nasıl faydalanıyoruz? Gayet basit. İlgili adrese eriştiğimiz zaman, açılan sayfadaki kutucuğa seçtiğimiz anahtar kelimeyi yazıyoruz. Sonuçları hangi ülke ve hangi dil için istediğimizi belirtiyoruz. En net sonuçları almak için eşleşme türü kutucuğunu da “tam” olarak seçerek (vertical araştırma) “anahtar kelime fikirleri alın” ibaresine tıklıyoruz.

İsterseniz hep beraber bir kaç örnek üzerinden gidelim. Evimizde bir akvaryum olduğunu ve akvaryum üzerine bir blog kurmayı planladığımızı varsayalım. Akvaryum anahtar kelimesi ile yukarıda anlattığımız  gibi bir arama yaptığımızda, bu kelimeye ait Google™ arama motorunundaki 2009 yılına ait aylık aranma hacminin 135.000 olduğunu görüyoruz.

Peki bu rakam ne anlama geliyor? Ayda ortalama 135.000 kişi Google™ arama motorununda akvaryum anahtar kelimesi hakkında araştırma yapıyor. Dolayısıyla aranma hacmi göz önüne alınırsa bu kavram oldukça geniş, yani bu konuda rekabet çok sert. Altta sıralanan diğer terimlere bakalım ve örneğimizi daraltarak gidelim. Mesela akvaryum balıkları için sonuç 27.100.

Bu durumda akvaryum balıkları tam aradığımız cevap olabilir. Ancak bunun için bir de arz durumunu dolayısıyla rekabet seviyesini kontrol etmemiz gerekiyor. Dilerseniz bu ikinci aşamaya geçmeden önce bir kaç örnek daha verelim.

Mesela müzik terimi (673.000) çok geniş, gitar terimi (165.000) geniş, gitar dersleri (9.900) ise blog konusu olarak uygun gibi görünüyor. Buna mukabil elektro gitar kursu (260) terimi de bizim için dar bir alternatif oluşturuyor. Ya da spor (1.220.000) anahtar kelimesi çok geniş iken, vücut geliştirme (33.100) ideal bir kelime olarak karşımıza çıkıyor. Keza bedava antivirüs (1.900) terimi bizim için oldukça dar iken, virüs programı (27.100) terimi de yine araştırmaya değer bir seçenek olarak beliriyor. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Zaten konu hakkında 3-5 uygulama yaptıktan sonra hangi terimin geniş hangi terimin dar olduğu kolayca ortaya çıkıyor.

Ancak bir hususu tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum. Blog konusu için son kararı vermek için rekabet seviyesini de ölçmemiz gerekiyor. Bu konu hakkındaki analizin nasıl yapıldığını da bir sonraki yazımızda inceleyeceğiz.

Ne yapmalıyım?

Yazımızı sonlandırmadan önce yapmamız gerekenleri bir kez daha hatırlayalım. Blog konusu seçerken önce ilgi alanlarımızı veya bilgilerimizi göz önüne alarak, bizi yazarken heyecanlandıracak konuları belirliyoruz.

Daha sonra bu alternatiflerin talep açısından ne kadar geniş veya ne kadar dar olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Çünkü formülümüz  “talep görecek, yani hit alacak kadar geniş, ancak devlerin rekabet sahasına girmeyecek kadar dar” idi!

Ya nihai karar? Daha durun! Henüz nihai karar aşamasına gelmedik. Bunun için son bir araştırma daha yapmamız gerekiyor…

Doğru blog konusu nasıl seçilir sayfasından ana sayfaya dön

Anahtar Kelime:
 

Neden konu seçmek blog dizaynında en önemli adım? Ne üzerine yazacağınız ile trafik almak arasındaki ilişki nedir? Neden bazı bloglar çok başarılı yazılar barındırmasına rağmen trafik almakta zorlanır? İşte bu ve bunu takip eden bir kaç yazımda yukarıdaki sorulara cevap vererek blog konusu ile trafik arasındaki ilişkiyi anlatmaya çalışacağım.

Blog tasarımında konu seçmenin önemi
Ne biliyorum?

İlk yazımdaki örnekten devam edersek, yani benim, elimde sermaye olan ve bu sermayeyi yeni bir iş kolunda yatırım yapmak suretiyle değerlendirmek isteyen bir girişimci olduğumu düşünürsek, bana tavsiyeleriniz ne olurdu? Muhtemelen yatırım yapmayı planladığım sektör hakkında öncelikle aşağıda belirtilen kriterler dahilinde araraştırma yapmamı ve ona göre bir seçim yaparak doğru karar vermemi öğütlerdiniz:

  1. Arz, talep dengesi,
  2. Rekabet seviyesi,
  3. Kar marjı,

Tabiki doğru bir yatırım kararı için baz alınması gereken kriterler sadece yukarıda bahsedilenlerden ibaret değil. Ancak buradaki amacımız arz- talep elastikiyeti, ürün yaşam süresi, ikame oranı, piyasaya giriş çıkış kolaylığı, lokasyon gibi teknik detayların arasında boğulmak değil, basit bir örnekle blog dizaynı ile fiziki yatırım arasındaki benzerliklere değinmek.

Sonuç olarak benim için en mantıklı seçim, çok ciddi bir rekabetin yaşanmadığı, en azından seçtiğim lokasyon itibariyle arz oranı düşük olan, belirli bir talep seviyesini tutturan yani bir ihtiyaca cevap veren, yatırım maliyetimi makul sürede çıkartabileceğim şekilde kar marjı olan bir sektör seçmek olurdu. Hatta mümkünse niş bir alan…

Ne öğrendim?

Eğer amacımız trafik alan etkin bir blog dizayn etmek ise aslında yapmamız gerekenler de yukarıdakilerden çok farklı değil. Görsel ve içerik anlamında ne kadar iyi bir blog hazırlarsak hazırlayalım, eğer seçtiğimiz konu hakkında talep yetersizse, bir ihtiyaca cevap vermiyorsak, sitemize alacağımız hit sayısı düşük olacaktır.

Ya da talep ne kadar fazla olursa olsun, seçtiğimiz mevzu hakkında arz oranı yüksekse, yani bir çok ciddi rakiple rekabet etmek zorunda kalıyorsak, yine blogumuza alacağımız trafik istenen düzeyde olmayacaktır.

Dolayısıyla artık neden doğru konu seçmenin blog tasarımında en önemli adım olduğunu anlıyoruz. Ya da bir başka deyişle neden seçtiğimiz konunun talep görecek, yani hit alacak kadar geniş, ancak devlerin rekabet sahasına girmeyecek kadar dar olması gerektiğini biliyoruz.

Ayrıca eğer etkin bir blog dizayn etmek istiyorsak, kararımızı verdiğimiz andan itibaren blogumuzla yatıp, blogumuzla kalkacağımız aşikar. Dolayısıyla yanlış bir seçim üzerinde yoğunlaşmamız, harcayacağımız zamanı çöpe atamamız anlamına geliyor.

Öye yandan, blog mevzusu hakkındaki seçimin optimizasyonun ilk adımı olduğu göz önüne alınırsa, bu aşamanın önemi bir kat daha artıyor. Evet yanlış duymadınız, her yerde sıklıkla bahsedilen Search Engine Optimization yani Arama Motoru Optimizasyonu doğru konu seçimiyle başlıyor.

Yeri gelmişken Rehber Blogcu’da, Türkiye’de çok konuşulan ama az bilinen bir mevzuya, yani arama motoru optimizasyonuna  da sık sık değinileceğini belirtmek isterim.

Ne yapmalıyım?

Ne yapmamız gerektiğini doğru tanımlayabilmek için hedefimizi bir kere daha hatırlayalım. Amacımız odaklı trafik alan etkin bir blog dizayn etmekti. Bunun için de seçtiğimiz süjenin talep görecek, yani hit alacak kadar geniş, ancak devlerin rekabet sahasına girmeyecek kadar dar olması gerekiyordu.

Artık amacımızı belirlediğimize göre demekki sıra pratik kısmına geldi. O zaman başlayalım sorularımızı sıralamaya: Teknik olarak doğru seçim nasıl yapılır? Seçtiğim konu ile ilgili arz ve talep oranları hakkında rakamsal verilere nasıl ulaşırım? Rekabet seviyesini nasıl ölçerim?

Uygulama kısmına ışık tutacak işte bu sorulara da diğer yazılarımda cevap vermeye çalışacağım…

Blog için konu seçimi sayfasından ana sayfaya dön

Anahtar Kelime:
 

Odaklı trafik alan blog ne demek? Ya da hedef okuyucu ne demek? Niçin bu iki kavram bizim için çok önemli? Sizlerle paylaştığım ilk yazımda blog nedir sorusuna cevap vermeye çalıştım. Bu yazıda ise, hepimiz için çok önemli olan 2 bağlantılı kavrama değinmeye çalışacağım.

Ne biliyorum?

Artık blog nedir sorusuna net bir cevap verebiliyorum. Biliyorum ki benim için blog: arz talep kurallarına göre rekabet seviyesi ölçümlenmiş, mümkünse niş bir konu üzerine hazırlanan, bir ihtiyaca cevap veren, dolayısıyla odaklı okuyuculara yani hedef okuyuculara ulaştığım bir web sitesi.
blog ne demek
Ne öğrendim?

Yani ilk yazımızdaki örneğe dönersek, sattığım pizzaları, pizza yemek isteyen veya pizza yemeğe uygun müşterilere ulaştırabileceğim bir pizza dükkanı demek.

Odaklı müşteri veya hedef müşteri neden önemli? Aslında cevabı çok basit. Eğer pizzacı olarak para kazanmak istiyorsam, yaptığımı nefis pizzaları satmam gerekir. Pizzalarımı satabilmek içinde uygun müşterilere ulaşmam gerekir. Yani ulaştığım müşterilerin de pizza yemeğe uygun olması gerekir.

Ne yapmalıyım?

Sanırım artık blog nedir, odaklı trafik ne demek, hedef müşteri ne demek gibi soruları bir kenara bırakarak harekete geçme zamanı geldi.

Hazırlanın yola çıkıyoruz! Önce kendimize bir blog konusu seçeceğiz. Hem de arz, talep, ve rekabet seviyesini göz önünde bulundurarak.

Odaklı trafik alan blog ne demek başlıklı yazıdan ana sayfaya dön

Anahtar Kelime:
 

Blog Nedir?

Blog nedir? Bu sorunun cevabını internette bulmak hepimiz için oldukça kolay. Hatta benim için bile! Tek yapmam gereken internete şöyle bir göz atmak. Peki trafik alan, hatta odaklı trafik alan blog nedir? Ya da bir ihtiyaca cevap veren, para kazandıran?

blog nedirNe Biliyorum?

Tersten başlayalım. Belirli bir sermayem var ve bir iş kurarak para kazanmak istiyorum. Ne yapmalıyım? Tabiki sıradan bir yatırımcı olarak her hangi bir işyeri açmalıyım, örneğin bir pizza dükanı.

Peki yatırımı paraya dönüştürmek için yani para kazanmak için neye ihtiyacım var? Tabiki müşterillere. O zaman hemen diğer soruya geçelim.

Müşteri bulabilmek için dikkat etmem gereken ilk şey nedir? Kuşkusuz dükkanımın konumu. Çünkü çok iyi biliyorum ki diğer tüm kriterleri yerine getirsem bile, yani çok iyi bir aşçıya sahip olsam, çok iyi garsonlarım olsa, son derece sevimli bir dükkan dizayn etsem, hatta çok işlek bir yer bulsam bile, eğer dükkanımın önünden pizza yemeye hazır, odaklı müşteriler geçmiyorsa para kazanmam mümkün değil.

Çünkü benim için odaklı müşteri demek, kolay satış demek, çok satış demek, ucuz reklam demek en önemlisi para demek. İşte sıradan bir yatırımcı olarak bildiğim en önemli şey bu!

Ne Öğrendim?

Gelelim tüm bunların blog nedir sorusu ile nasıl bir bağlantısının olduğuna. Eğer blog benim online dükkanım ise, bir şekilde insanları dükkanıma çekmem gerekiyor. Peki tüm insanları mı? Kesinlikle hayır! Anlattığımla ilgilenecek yani pizza yemek isteyen veya piza yemeye uygun insanları bulmam gerekiyor.

Bu durumda kafamızda şu soru beliriyor: Pizza yemek istemeyen insanlar da benim müşterim olmazlar mı? Dükkanımın önünden geçen bazı insanlar, akıllarında pizza yemek olmasa bile, dükkanımın büyüsüne kapılıp mükemmel pizzalarımı tatmak istemezler mi?

Tabiki. Ama ben dükkanımı onlara göre değil, gerçekten pizza yemeğe hazır insanlar için dizayn etmeliyim. Gerçekten pizza yemek isteyenler için mükemmel bir iş yeri kurabilirsem, süreç içerisinde aklında pizza yemek olmayanları da dükkanıma çekebilirim. Hem de nefis pizzalarımı tattıracak bir biçimde!

Ne Yapmalıyım?

Bu durumda dükkanıma odaklı müşteri bulabilmek için ne yapmalıyım?

  1. Önce arz, talep ve rekabeti göz önünde bulundurarak ihtiyacı belirlemeliyim (piyasa dengesi),
  2. Daha sonra ihtiyaca uygun bir yerde bir dükkan açmalıyım ki odaklı müşteri bulabileyim (lokasyon),
  3. Son olarakta insanlara ihtiyaç duydukları şeyi vermeliyim. Yani mükemmel pizzalar yaparak bir ihtiyaçlarını karşılamalıyım. Hem de eşsiz bir biçimde!

O zaman gelin, benim öğrendiğim ve sizlerle paylaşmak istediğim blog tanımının tekrar üzerinden geçelim. Öğrendiğime göre blog nedir?

  • Arz, talep ve rekabet kurallarına göre seçtiğim bir konuda hatta mümkünse niş bir konuda,
  • İnsanların ihtiyaçlarına cevap verdiğim, yani mümkün olan en iyi içeriği sunduğum,
  • Dolayısıyla odaklı okuyuculara ulaştığım, yani odaklı trafik aldığım,
  • Bu odaklı trafiği istediğim gibi kullandığım,

Bir tür web sitesidir.

Peki yazımın başında paylaştığım gibi, blog nedir sorusuna cevap veren internetteki diğer binlerce blog tanımı? Sanırım artık benim ilgimi çekmiyor. Ya sizin?

Blog nedir başlıklı yazıdan ana sayfaya dön

Anahtar Kelime:
 
İnternet Hizmetleri